Düğün Fotoğrafçılığı Terimlerini Sorgulamak

Birkaç hafta önceki yazımda (hani şu uluslararası dereceye girdiğimi duyurduğum yazı :) ) belgesel düğün fotoğrafçılığının Türkiye’de daha fazla bilinmesini ve anlaşılmasını dilediğimi belirtmiştim. O yazıyı yayımladıktan sonra, bu yaklaşımı tanıtmak ve anlatmak konusunda benim de bir katkım olsun istedim, ve bu konuda yazmaya karar verdim. Aşağıda okuyacaklarınız, uluslararası alanda kabul gören tanımları ve benim kişisel görüşlerimi içeriyor. Bazı cümlelerim bilinen düğün fotoğrafçılığı tanımını değiştirmeye çalışmak gibi görülebilir, ama benim böyle bir niyetim yok. Sadece bazı terimlerin kullanımını mantık ve uluslararası algı bakımından sorgulamaya, bu terimleri kullanırken biraz düşünülmesini sağlamaya çalışıyorum. Kısacası biraz felsefe yapıyorum :) Siz de görüşlerinizi bu yazının sonunda yorumlar kısmında paylaşırsanız, yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim.

Düğün Fotoğrafçılığı Terimleri: Belgesel

Düğün fotoğrafçılığı hep vardı, ama Türkiye’de diğer ülkelere göre biraz farklı algılanıyordu. Derken bundan 7-8 yıl kadar önce Türkiye’de de farklı yaklaşımlar belirmeye başladı. Şu sıralar baktığımızda yurdumuzda belki binlerce düğün fotoğrafçısı görüyoruz. Her düğün fotoğrafçısının kendine özgü bir yaklaşımı, tarzı ve çekim tekniği var. Her ne kadar Türkiye’de çiftler tarafından biraz gözardı edilse de, dünyada fotoğrafçının yaklaşımı ve tarzı, çiftlerin düğün fotoğrafçısını seçerken göz önünde bulundurdukları ilk konu olarak dikkat çekiyor; Fotoğrafçılar tarzlarına sadık kalarak, kendilerini her çifti memnun etmek zorunda hissetmiyor. Çiftler ise binlerce fotoğrafçı arasından seçim yapmaya çalışmak yerine, kendi beğenilerine uygun tarza sahip birkaç fotoğrafçıyı belirledikten sonra diğer detaylara göre karar veriyorlar.

Belgesel düğün fotoğrafçılığı da, sözünü ettiğimiz farklı yaklaşımlardan biri. Peki ama nedir bu belgesel düğün fotoğrafı, ve Türkiye’de “belgesel düğün fotoğrafçısı” sözü gerçekten doğru anlamda kullanılıyor mu?

Batıda düğün fotoğrafçılığı iki ana yaklaşımla çekiliyor. Birincisi, geleneksel yaklaşım, yani fotoğrafçının düğün çiftine poz verdirmesi ve bu pozların fotoğraflanması şeklinde tanımlanıyor. İkincisi ise fotojurnalist yaklaşım olarak adlandırılıyor. Bu ikinci yaklaşımda çekimler büyük oranda pozsuz olarak gerçekleşiyor, olaylar ve duygular yaşandığı anda, müdahale edilmeden, ama olabildiğince estetik şekilde fotoğraflanıyor. Bazı ülkelerde photojurnalist düğün fotoğrafçılığı yaklaşımı, “documentary” düğün fotoğrafçılığı olarak da adlandırılıyor. Benzer şekilde Türkiye’de de “foto muhabir tarzı” yerine “belgesel” kelimesi kullanılıyor. Ama gördüğüm o ki, bazı çiftler ve hatta fotoğrafçılar “dış mekan çekimi” ile “belgesel düğün fotoğrafları”nı birbirine karıştırıyor.

Düğün_Fotoğrafçısı_Yaklaşımları-1010

Artık ülkemizde de, stüdyoların dışına çıkılması sebebiyle “dış mekan çekimleri” olarak adlandırılmaya başlanan, ve eğlenceli tarzların çoğalması ve populerleşmesiyle yeni bir soluk kazanan geleneksel yaklaşım, fotoğrafçının çifte poz verdirerek çekimleri gerçekleştirmesi şeklinde uygulanıyor. Bu yaklaşımın altında da birbirinden farklı tarzlar görmek mümkün. Mesela bazı fotoğrafçılar gerek mevcut ışık şartlarına, gerekse yapay ışığa hükmederek tarzını çizerken, bazıları ise işin içine yaratıcılık ve eğlence faktörünü de ekleyip, balon, boks eldiveni, ilginç gözlükler ve benzeri aksesuarlarla çekimi renklendiriyorlar. Tarzlar farklı olsa da yaklaşım ortak; çiftin pozunu, ortam ışığını, varsa kullanılacak aksesuarları kurgulamak, yani kurgusal çekim.

Ben bu tarz fotoğrafları “düğün fotoğrafı” yerine “gelin-damat fotoğrafı” olarak adlandırmayı tercih ediyorum, çünkü odakta düğünün kendisi değil, gelin ve damadın o günkü güzelliği oluyor. Kaldı ki, bu çekimlerin düğünden farklı bir tarihte de gerçekleştirilebiliyor olması, bu karelerin aslında düğünün değil, gelin ve damadın fotoğrafları olduğuna işaret ediyor. Örnek olarak bu fotoğraftaki çiftim, aynı kıyafetleri farklı bir gün giymiş ve aynı pozu farklı bir tarihte vermiş de olabilirdi.

Düğün fotoğrafçılığı terimleri: hikaye

Öte yandan, temelde pozsuz, kurgusuz çekimlerden oluşan belgesel düğün fotoğrafçılığı, kelime anlamı ve tanımı gereği, dış mekan çekiminin tam tersi bir yaklaşım oluşturuyor. Belgesel düğün fotoğrafçısı, çifte poz verdirmeden, daha çok çiftin kurgulanmamış, doğal ve gerçek güzelliğini, çiftin o gün yaşadığı olayları, bu olaylara tepkilerini, gördüğü anda fotoğraflamaya çalışıyor. Burada amaç, herhangi başka bir belgeselde olduğu gibi, gerçek bir olayı ya da duyguyu, manipule etmeden fotoğrafla anlatabilmek. Bunun için fotoğrafçının, hem sıradanın içindeki estetiği görebilme, hem de olacak olayları önceden tahmin edebilme ve olay yaşandığı anda tepki verebilme yeteneğine ihtiyacı oluyor. Yurt dışında tanınmış belgesel düğün fotoğrafçılarından bazılarının daha önceki kariyerlerinde spor fotoğrafçılığı ya da gazetelerde foto muhabirlik yapmış olduğunu biliyoruz. Bir spor karşılaşmasında ya da haber niteliği taşıyan bir olayda (kaza, asayiş olayları, savaş, vb) olduğu gibi, düğünde de olaylar ve duygular bir anda yaşanıyor ve bitiyor. Eğer fotoğrafçı o anı fotoğraflayamadıysa, artık çok geç, an çoktan geçip gitmiş oluyor. Böyle bir durumda fotoğrafçı “şu yaptığınızı tekrar yapın da fotoğrafını çekeyim” dese bile artık hiçbirşey, gerçek anda olduğu gibi doğal olmuyor, fotoğraflanan kişilerin gözlerinde aynı duygu okunmuyor.

“Dış mekan” terimi bu yaklaşımda anlamını kaybediyor, çünkü fotoğraflar, açık ya da kapalı alan gözetmeksizin, olaylar nerede yaşanıyorsa orada çekiliyor. Bu yaklaşımda ille bir mekandan bahsedilmesi gerekiyorsa, bence “gerçek mekan” terimi kulağa daha uygun geliyor. Belki bu yaklaşımla çekilen fotoğraflara da “düğün fotoğrafı” yerine “düğün günü fotoğrafı” demek daha doğru, çünkü bu sefer odakta sadece düğünün kendisi değil, düğün gününde yaşanan olaylar var. Yine bir örnek vermek gerekirse, aşağıdaki fotoğrafta gelinim, sabah saçı ve makyajı yapılırken, o gün evlenecek olmanın duygusallığını ifadesine ve ellerine yansıtıyor. Henüz gelinliği bile giymemiş olduğundan belki bu fotoğrafta kendisine resmi olarak “gelin” diyemiyoruz, ancak bu fotoğraftaki duygu sadece düğün gününde ve sadece gelin tarafından yaşanıyor. Bu gelin başka herhangi bir gün saçı yapılırken bu şekilde hissetmeyecek, ya da bu pozu bilinçli olarak verdirmeye çalışsak bile, bu ifadeyi ve bu vücut dilini sergileyemeyecek.

Düğün_Fotoğrafçısı_Yaklaşımları-1050

Aşağıdaki fotoğrafta yine anın heyecanını yaşayan bir gelinim var. Bu sefer gelinlik giyilmiş, damadın gelip kendisini ilk kez gelinlikle görmesini bekliyor. Bu fotoğrafta gösterilmek istenen şey gelinin ne kadar güzel olduğu değil, bekleyişin gerginliğinin gelinin yüzüne ve ellerine nasıl yansıdığı.

Düğün_Fotoğrafçısı_Yaklaşımları-1030

Elbette birçok çift, belgesel yaklaşımı tercih ediyor olsalar bile, hayatlarında belki de bir kez giyecekleri gelinlik ve damatlık içinde pozlu fotoğraflarının da çekilmesini istiyor. Bu gereksinimi karşılamak için belgesel düğün fotoğrafçıları da pozlu fotoğraf çekiyorlar, ama bu pozlu fotoğraflar, fotoğrafçının da, bu yaklaşımı tercih eden çiftin de ikinci önceliği oluyor. Dolayısıyla belgesel düğün fotoğrafı yaklaşımında, pozlu fotoğraflara gün içinde çok daha az zaman ayırıp, daha çok günün gerçek hikayesine odaklanılıyor. Pozlu fotoğraflar için günden saatler çalmamak adına, düğün mekanından uzaklaşmadan, 20-30 dakika gibi kısa bir sürede olabildiğince doğal ve rahat, az ama öz pozlu fotoğraflar çekiliyor, ve günün geri kalan kısmında belgesel tarzda çekimlere devam ediliyor.

Düğün_Fotoğrafçısı_Yaklaşımları-1070

Hikaye demişken, düğün fotoğrafçılığında kullanılan başka bir terim daha olduğunu göz ardı etmemek gerek; “düğün hikayesi fotoğrafları”. Bu terim bence tek başına bir yaklaşımı anlatmaya yeterli olmuyor, çünkü hem kurgusal hem belgesel çekimlerde anlam bulabiliyor. Dış mekan çekimlerinde, verilen pozlar, kullanılan aksesuarlar ve mekanlar, fotoğrafçının çift ile birlikte kurguladıkları bir hikayeyi oluşturuyor. Belgesel fotoğraflarda ise fotoğrafçı, düğün gününün mevcut, gerçek, yaşayan hikayesini fotoğraflarla ölümsüzleştirmeyi amaçlıyor. Belgesel yaklaşımın anlatmayı tercih ettiği hikayede, günümüzün görsel medya aracılığıyla pompalanan güzellik anlayışına uyum sağlama çabasından uzak duruluyor, “bu gelin de o gün bir fotomodel kadar güzeldi” mesajı ön plana çıkmıyor. Bunun yerine, düğün hikayesinin başrolündeki gelin ve damadın insan yanını, o gün yaşanan olaylar karşısında yaşadıkları duygularını, sergiledikleri kişiliklerini, verdikleri tepkilerini fotoğraflara yansıtmak hedefleniyor. Bir fotoğrafın bin kelimeye bedel olduğunu hatırlatırcasına “bu gelin evlenirken annesi, biricik kızını evden gönderiyor olmanın tatlı hüznünü yaşadı”, ya da “bu damadın yengesi, damadı o halde görünce gözyaşlarını tutamadı” gibi gerçekleri en estetik şekilde gösteren ve izleyicisine çok güçlü bir anlam ifade eden kareler üretmeye çalışıyor.

Düğün_Fotoğrafçısı_Yaklaşımları-1120

Düğün_Fotoğrafçısı_Yaklaşımları-1090

Bu sitedeki fotoğrafları inceleyenler bilirler, ben şahsen belgesel yaklaşımı tercih ediyor ve uyguluyorum. Burada yazdıklarımdan, geleneksel kurgusal yaklaşıma karşı olduğum anlamı çıkarılmasın. Aksine, kurgusal yaklaşımı tercih eden kişiler arasında çalışmalarını çok beğendiğim, ve hatta kıskandığım fotoğrafçılar var :) Ama düğün fotoğrafları çektiğim yıllar boyunca oluşan şahsi fikrim o ki, belgesel yaklaşımla çekilen düğün fotoğrafları daha uzun süre anlamını koruyorlar, ve o özel günde hissedilen duyguları yıllar sonra tekrar yaşatmayı başarıyorlar.

Peki ya siz? Sizin için belgesel ve kurgusal düğün fotoğrafları ne ifade ediyor, hangi yaklaşım sizin beğeninize daha fazla uyum sağlıyor? Ya da sizce bu iki yaklaşımın arasını bulmak mümkün mü?

 

Paylaşmazsanız darılırım:

2 Comments

  1. Ayhan ÇINARKÖK January 21, 2014 at 16:50 #

    Erkin merhaba;
    Çok güzel bir yazı kaleme almışsın, okurken sadece keyif almadım öğrendim aynı zamanda.
    Özellikle kullandığın terimler (gelin damat fotoğrafı yerine “düğün günü fotoğrafı” veya dış mekan yerine “gerçek mekan”) çok etkileyici.
    Bu yazıyı okuyanlar kesinlikle Belgesel düğün fotoğrafçılığı hakkında bilgi sahibi olacaklardır, ister gelin-damat isterse fotoğrafçı olsunlar.

  2. Ozlem Ergun February 6, 2014 at 18:55 #

    Biz senin belgesel yaklasimini sevdik :)
    Seninle ilk konustugumuz gunu hatirliyorum…
    Fotografcilarin “Geleneksel kurgusal” “gelin-damat” resimlerine bakarak hangi fotografcinin ani yakalayabilecegini kestirmeye calisiyordum ki karsima cikti fotograflarin…
    Seni arayip:
    ‘Merhaba, ben dugunumuzde fotograflarimiz cekilsin istiyorum ama her kare sadece gunun dogal akisini yansitsin, dogal olsun; kimseden poz vermesini isteme ama herkesin ne hissettigi de fotograflara yansisin” diye bir cirpida sayikladigimi hatirliyorum.
    Sonra utanip “zaten butun gelinler ayni seyi istiyordur di mi?” diye sorarak ne kadar sacmaladimi olcmeye calismistim:)
    Sen heyecanla “hayir, esasinda ben boyle calismayi sevsem de herkesin tercihi bu olmuyor” dediginde ne kadar sasirdigimi da hatirliyorum.
    Uzun lafin kisasi, yukarida da soyledigin gibi herkesin tercihleri farkli…
    Biz boyle bir gunde sevdigimiz diger insanlarin uzaginda, bizim icin estetik ozelliklerinden baska anlam teskil etmeyen bir mekanda, “bakin ne kadar da guzel olduk biz” fotograflari verirken hayal edemedik kendimizi…Gun kisaydi, heyecanliydik, mutlulugumuzu paylasmak istedigimiz insan coktu… O sartlar altinda herkesin mutlulugunu, huznunu, bakisini, gulusunu hafizamiza alma imkanimiz yoktu. Kendi halimizden zaten bihaberdik…
    Ama sen gayet guzel bir is cikararak hepsini ölümsüzlestirdin..
    Tesekkur ederiz :)

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *

*
*